Dünyadan BiHaber

Dünyaya temasınız

Rusya ve Japonya Sonunda İkinci Dünya Savaşını Bitirebilir

Adalar Japonya’da tartışmaya yol açan bir konu. Fotoğraf: Junko Kimura

İki ülke, on yıllardır elde edemedikleri ihtilaflı adalar üzerinde bir anlaşmaya varmak için kararlı görünüyor.

Adalar Japonya’da tartışmaya yol açan bir konu.
Fotoğraf: Junko Kimura

 

Haber: Leonid Bershidsky/Bloomberg

Onlarca yıldır, Rusya ve Japonya’nın tartışmalı bölgeler ve İkinci Dünya Savaşı sonrası barış andlaşması hakkında yaptıkları görüşmelerde ilerleme kaydettiklerine dair tüm sinyallerin yanlış olduğu ortaya çıkmıştı. Bu sefer farklı olabilir: Hem Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in hem de Japonya Başbakanı Shinzo Abe’nin bir anlaşmaya seleflerinden daha çok ihtiyaçları var.

 

Putin ve Abe geçen hafta Singapur’da buluştular ve İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra iki ülke arasında müzakere edilen ancak Sovyetlerin imzalamayı reddettiği bir barış andlaşması üzerinde müzakereleri hızlandırmakta uzlaştılar. Görüşmeler, Sovyetler Birliği ve Japonya’nın 1956’da imzaladığı -sonradan iki tarafın da terk ettiği- ve barış andlaşması imzalanır imzalanmaz Sovyetler Birliği’nin Şikotan Adası’nı ve Habomai adacıklarını Japonya’ya teslim etmesini gerektiren ortak bir deklarasyondan yola çıkılarak gerçekleşecek. Son yıllarda Japonya iki adanın daha -İturup Adası ve Kunaşir Adası- teslim edilmesinde ısrar etti ve Rusya herhangi bir bölgeyi bırakmayı kesinlikle reddetti.

 

İki tarafın da 1956 deklarasyonuna dayanan bir uzlaşma hakkında güçlü endişeleri var. Japonya için, daha çok bölge (İturup ve Kunaşir ihtilaflı adaların arazi alanının 93’ünü oluşturuyor) talep etmek için kozunu kaybetmesi demek. Rusya için andlaşma, Şikotan ve Habomai’de hiçbir ABD askeri üstünün olmamasını garantilemek için, -esas itibariyle sembolik olarak- önem arz ediyor. Söylentilere göre bu, Abe’in Putin’e vadettiği bir şey ancak Japonya’nın ABD’ye verdiği mevcut taahhütler altında Abe’in bu sözünü tutması mümkün olmayabilir.

 

Ayrıca 2.Dünya Savaşı’nın son günlerinde Sovyetler Birliği tarafından ele geçirilen adalardan herhangi birinin geri verilmesi, günümüz Rusya’sında son derece hoş karşılanmayan bir fikir. Yıllardır anketler sürekli olarak, Rusların %70 ile %90 arasında bir çoğunluğunun böyle bir teslim edişi kabul etmediğini gösteriyor. Putin’in selefi Boris Yeltskin, birkaç noktada Japonya’ya bazı bölgeleri bırakmaya yakındı ancak komünist ve milliyetçi rakiplerinin güçlü tepkilerinden korkarak her zaman geri adım attı.

 

 

Şimdi hem Abe hem de Putin gerçekten bu meseleyi arkalarında bırakmak istiyorlar.
Abe’in asıl ilgilendiği şey, bırakacağı miras. 2021’de gerçekleşmesi planlanan bir sonraki seçime kadar işine devam edebilirse, en uzun süre görevde kalan başbakan olacak. Ancak onun cömert teşvik politikalarıyla canlanan ekonomik büyüme, bu yıl yavaşlamaya başladı ve Abe’in görev süresi güvende değil. İktidarda kalmak ve tarihteki yerini kesinleştirmek için önemli bir başarıya ulaşmaya ihtiyacı var. Abe’in dış politikasına olan güven sarsılıyorken; Rusya ile bir anlaşma, yurtiçinde bazı muhalefetlerle karşı karşıya kalsa bile, bir tür zafer olarak görülebilir: Japon seçmenler uzlaşmaya Ruslardan daha açıklar.

 

Putin’in menfaati ise hem ekonomik hem de jeopolitik. Japonya ile yapılacak bir anlaşma, artan Çin etkisinin dengelenmesi gereken Rusya’nın uzak doğusundaki azgelişmiş bölgelere Japon yatırımının akışının önünü açma potansiyeline sahip. Japonya ile ilişkilerin gelişmesi, batı ile işbirliğine alternatif arayışında da Putin’e yardımcı olabilir. Putin, ABD’nin ekonomik yaptırımlarının ve daha güçsüz olan Avrupa kısıtlamalarının kalıcı olduğunu artık biliyor bu yüzden de Orta Doğu ve Asya’da diğer ortaklıklarını güçlendirmek için hararetli bir şekilde çalışıyor. Pazartesi günü, Türkiye Cumhuriyeti Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Putin bir Rus doğalgaz boru hattının Türkiye topraklarına ulaşmasını birlikte izledi; Japonya da Rus boru hattı için potansiyel bir müşteri barış andlaşması olmaksızın dağıtım sistemi kurmak gibi büyük projeler düşünülemez bile.

 

Putin büyük oynuyor ve buna kıyasla yaklaşık 2000 nüfusa, 260 kilometrekareden biraz fazla ve yaşanması zor olan bir araziye de sahip olan Şikotan ve Habomai -siyasi bağlam dışında- büyük bir kayıp olmaz. Rus sosyal ağları muhtemel bir teslim ediş hakkında spekülasyonlarla dolu ve yorumlar Putin’i methetmiyor. “Nasıl bir gürültüyle Kırım’ı ‘aldık’ ve nasıl sessizce adalardan vazgeçiyoruz” yaygın bir görüş. Putin, 2000lerdeki yüksek petrol fiyatları sayesinde Rusya’nın sahip olduğu fırsatı iyi değerlendiremediği için Rus topraklarını satmakla suçlanıyor.

Bununla birlikte Putin’in son aylarda düşen onay oranıyla sorunu yok gibi görünüyor. Kesinlikle destek görmeyen emeklilik yaşının yükseltilişini kabul ettirirken, kamuoyunu göz ardı etti. Ciddi protestoların olmayışı onu iktidardaki son döneminde -altı yıl ara verip, geri dönmek istemediği sürece- desteklenmeyen kararlar alabileceğine ikna etmiş olmalı.

 

Bu, adalar konusunda sıkı pazarlık etmeyeceği anlamına gelmiyor. Pazar günü Putin’in basın sekreteri Dmitry Peskov, 1956 deklarasyonunun müzakerelere temel olarak kabul edilmesinin “herhangi bir bölgenin otomatik olarak teslim edilmesi” anlamına gelmediğini belirtti. Rusya muhtemelen egemenliği kaybetmeden ,kiralık yada ortak yönetim anlaşması temelinde adaların teslim edilmesini tartışacak. Ayrıca ABD’nin adalardan uzak tutulacağına ve birtakım Japon yatırım projeleri ve enerji anlaşmalarının barış andlaşmasını takiben gerçekleşeceğine dair sağlam güvenceler istenecek.

Abe’in Rusya’nın taleplerinden herhangi birine katlanıp katlanamayacağı belirsiz: Anlaşma eğer kesin bir zafer gibi görünmezse bu sorunu oluruna bırakabilir. Ancak Başbakan Abe, ne kadar zor olacağını bilerek, görüşmeleri hızlandırmayı ve Putin ile ek toplantılar yapmayı kabul etti. Bu görüşmelerin bir başarısızlıkla sonuçlanması hala büyük bir ihtimal; ancak daha önce Putin’in uzun yönetimi boyunca ortaya çıkan herhangi bir olaydan ise daha az olası.

 

DünyadanBiHaber’den Ek Bilgi:

Japon filosunun, Pearl Harbor baskını öncesi konuşlandığı, Kuzey Pasifik Okyanusu ile Ohostk Denizi arasında bulunan ve 1300km uzunluğundaki 56 adadan oluşan adalara Kuril adları denir. Metinde adı geçen İturup Adası, Kunaşir Adası, Şikotan Adası ve Habomai adacıkları da Kuril adalarındandır.

Fotoğraf mynet.com’dan alınmıştır.